Ekşi Elmalar’ın Hüzün Dolu Hikayesi

Bu hafta muhteşem bir film vizyona girdi adı Ekşi Elmalar, medya tarafından -fragmanından etkilenmiş olsalar gerek- yeni bir vizontele olarak lanse edildi fakat bence öyle değildi. Yani bu sefer yani bu Yılmaz Erdoğan filminde komedinin önüne baya baya geçen birşeyler vardı.

Bunu kimisi aşk acısı kimisi hüzün kimisi bekleyiş kimisi ihtiras kimisi de karanlık olarak tanımlayabilir. Ben de bu duygular içerisinde filmi bitirdim. Sinema salonu filmin sonlarına doğru dar gelmeye başladı. Ayaklarımın uyuştuğu ve kendi hayatını feda eden kızın dramına şahit olduk, sonuçta belki kavuşursunuz ama yıllar geçmiştir, hüzün almış gitmiştir. Peki sevdiklerine kavuşanlar memnun mudur? Yoksa zorla verilenler? Aşkını tekrar görenler? İşte bu duygu bunalımı içinde bir filmdi.

Filmde Yılmaz Erdoğan çok ön planda değildi, daha çok iç sesi canlandıran Farah Zeynep Abdullah ön plana çıktı bence… Makyajlama iyiydi, yaşlandırma teknikleri güzeldi… Bu konuda da baya iddialı olduğunu ortaya koydu filmin çalışanları…

Peki Allah için sol fraksiyon neyin nesiydi, her öğrenci solcu muydu? Bir de sürekli neden kötü adamlar demokrat partili? Hani kafayı yiyen alzehimer olan tipler özellikle…

Veda ederken bu yazıya aslında Farah’ın sözleriyle veda etmeli, baba sen unutunca artık senle ne kadar iyi arkadaş olduk… Tam değil bu söz biliyorum belki aynısı da değil ama içimde kalan bana yansıyan buydu sanırım.

Bence Ekşi Elmalar’a bir uğrayın aşk dolu hüzünleri yaşayın!

Okuyoruz Haber Sinema ve Dizi Yazarı olan Afra Salman Sinema ve Televizyon üzerine yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. İletişim: [email protected]